Kupada H Grubu

Dünya Kupası grup süreçleri başladı ve kupanın heyecanını hep birlikte yaşıyoruz. Şu ana kadar oynanan karşılaşmalarda herhangi bir sürpriz olmadı. Kupanın zayıf halkaları güçlü rakipleri karşısında herhangi bir çıkış yapamadılar. Sürpriz beklenen ülkeler ise, ki bunların başında İzlanda geliyor; Onlar Arjantin karşısında aldıkları beraberlikle önemli bir işe imza atmış oldular.

Muhtemelen süreç bu şekilde devam edecektir ve bizler asıl sürprizleri grup aşamalarından sonra görebiliriz.

Bu yazımızda da H Grubu’nu mercek altına alacağız.  

Polonya, Senegal, Kolombiya ve Japonya’dan oluşan bu grupta Polonya haricinde net bir takımdan bahsetmek mümkün değil. Son 10 yıllık serüvende ciddi bir çıkış yakalayan ve kadro anlamında da yetenekli bir ekip yakalamayı başaran Polonya da özellikle Lewandowski takımın en önemli oyuncularının başında geliyor.

Takım oyunu oynamak zorunda olan Polonya agresif ve sıkı disiplin anlayışı ile diri bir takım ve eğer ilk maçtan itibaren doğru konsantrasyonla sahaya çıkmayı başaracak olurlarsa o zaman Polonya için işler çok daha kolay hale gelebilir. Tabii bunun tam aksine eğer üretim konusunda sıkıntı yaşarlarsa o zaman Polonya turnuvaya erkenden veda edebilir.

Fiziksel yapıları gereği turnuvanın en iyilerinden biri olan Senegal fark yaratacak oyuncu kadrosu ile beklentileri karşılayabilir. Özellikle Premier Lig de forma giyen oyuncuların oluşturduğu orta saha grubu, sert ve temaslı oyun konusunda oldukça iyiler. Bunun yanı sıra ön alanda da hızlı ve teknik kapasitesi yüksek oyunculardan kurulu olan takım yaratıcılık anlamında iyi işlere imza atmayı başarırlarsa o zaman gruptan çıkmayı başaracaklardır gibi duruyor.

Bu takımın orta sahasına özellikle dikkat çekmek gerekiyor; çünkü bu sezon kendi takımlarında 35 maç üstüne çıkma başarısı gösteren oyuncular ayakta kalmayı başaracak olurlarsa takımın başarı ivmesi de oldukça yukarılarda olabilir.

Teknik direktörlüğünü Senegal’in efsane oyuncularından Cisse’nin yaptığı takım, hocasının oyuncularını genç yaşlarından beri tanıması da yine bu takımın ekstra avantajlarından biri olacaktır.

Grubun dinamiklerini belirleyecek olan ve adı duyulduğunda tehlike çanları çalan Kolombiya cephesi kadro anlamında pek yeterli değil. Kadrosunda Bayern Münih’te forma giyen James haricinde bir de Falcao’yla öne çıkan bu takım iki oyuncunun yapacağı işlere gebe durumda ancak rakiplerinin izin vereceği ölçüde olacak.

Bu yazımızda inceleyeceğimiz son takım ise Japonya. Her ne kadar bireysel anlamda sıkıntılı bir kadroya sahip olsalar da motivasyon anlamında doğru yerde olmayı başarırlarsa o zaman Japonya belki hayal ettiklerinden daha fazlasını yaşayabilir. Kupaya gelmeden önce Halilhodzic’e emanet edilen takım, Japon futbol felsefesinin tam aksine daha çok kontra atak oyunuyla bir şeyler yapmaya çalışıyordu. Sonrasında deneyimli hocanın işine son verildi ve yerine ülke futbolunu daha da yakından tanıyan bir teknik adam geldi.

Aslında eski hocası ile pozitif bir görüntü veriyor olsa da tamamen kültürlerinin dışında kalan bir oyun anlayışını Japonlar kabul etmedi. Bakalım bu değişim kupada Japonya’ya neler getirecek, bunu hep beraber göreceğiz.

Mobil Bahis Siteleri 2018